Yürek Yarası
Issız sokakların gülü
bedran yoldaş — Çar, 20/08/2008 - 12:32
I.
Yine aldın başını
Issız sokaklarına çekildin
İnci gibi yaşlar akıttın içine yudumlayarak ahu gibi
Avare avare dolandın
Issız solgun bahçenin kuruyan dudaklarında
- bedran yoldaş yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Yakarış
muhammed hakan ... — Çar, 13/08/2008 - 06:16
Kutlu Doğum / Peki Bu Yazı (?) / İthaf Olabilir mi (?)
Yakarış...ruhumdaki bu durgunluk, varlığımın yokluğa yakarışıdır.
Hangi âleme sürüklendim ki, pürelem...ve her sahne ayn-ı elem...
...ve gönül; yalnız sükût izi.
...
İki kanat arasında, rotasız...hangi adımdır ki , beni benden uzaklaştırmasın.
İzdüşümü... nedir izdüşümü (?)
Rüyalar ve Sen...hangi izdüşümü (?)
Ayağım tökezledi; rüya...düştüğü yerde kaldı. her şey kıyamet misal kopsun; ama n’olur...
Bırak sûretin kalsın...son görüş; son sahne... belki bir izdüşümü (?)
Kalpten Kalbe Giden Yol
Senem Gezeroğlu — Paz, 03/08/2008 - 07:07
“Dikkat ediniz ki, insanın cesedinde bir et parçası vardır.
O et parçası sâlih oldukça bütün vücuddaki âzâlar sağlam olur.
Eğer o fâsid olursa bütün cesed bozulur.
O et parçası kalptir.”
(Hadîs-i Şerif)
“Sevgili Ramazan Çoban’a ithafen…”
Tuvalet Aynasının Edanur’la Ne Alakası Var?
said ercan — Cum, 01/08/2008 - 00:00
İ.E.T.T Ihlamurkuyu durağında duruyor. Bir kadın ve bir adam biniyor, kadının kucağında bir kız çocuk var 2 yaşlarında tombul yanaklı, sevimli, kadına yer veriyor birisi tamda eşimin yanına oturuyor bende ayaktayım. Ben eşimin başında duruyorum ayakta, adamda eşi ve kızının hemen önünde gidiyoruz. O sırada gözüm minik sevimli yavrucuğa takılıyor.
- said ercan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Ateşinde Yandım Bir Mecnunun
Abdullah Demir — Salı, 29/07/2008 - 04:35
Kahire sokaklarında bir pelikan hüznüyle gezintiye çıktım. Günün yorgunluğunu atmak için yalnız başıma sokakların kaldırımlarını sessiz sessiz adımladım gecenin. Işıklı bir masal şehrini andıran gecelerde Nil’in sesi Osmanlı musikisi gibi yorgun ruhları dinlendiriyordu. Cebimde hayallerim, üzerimde yirmi sekiz yılın yorgunluğuyla düştüm Nil’in kıyısına. Yaşlandığımı düşündüm bir an ve etrafıma baktım kimsecikler yok. Zaten hayatta da hep yalnız kalmamış mıydım? Eğer boks şampiyonu olsaydım ilk işim yalnızlığı nakavt etmek olacaktı dedim kendi kendime. Nil durgun, Nil suskun, Nil benim gibi yapayalnızdı.
- Abdullah Demir yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Ey Mezarda Dirildiğim!
fatıma zehra — Paz, 27/07/2008 - 04:20
Yerleştirdim göçebe yalnızlığımı kutusuna kibritin.
Yıldızlara gün doğmuştu geceden. Karartılı kız ağlıyordu kaldırım başında. Başındaki beşâret güzeli pürsevdâ. Yarı uyanıktı kundaksız büyüyen bebek. Göğün taranmalıydı dolaşık saçı. Babayürek gerekti umudu örmek için. İçin içindi bu yüzden tellere takılan mevsim. Değişmez kuralların değişken çağında, bir cehâlet bırakmıyordu kimseciğe yerini. Kelebek renginde bir düş akıyordu hülyâya. Ekleniyordu bir kez daha kara toprağa bir isim. Adını ezberimde mahşer ettim, mezarda dirildiğimdin. Ürktü yaban âlem asmamıza. Asılmak bir yıldıza, ki tutuyordur ipini, düşmemek için arsızlığa/arza...
Ayrıksı Sarı Gül Dalı
Gülden Aras — Pzt, 07/07/2008 - 00:00
Bazı ayrılıklar çok acılı bazısı çok hüzünlü oluyor. İstemeden ayrılmak zorunda kalmak her şeyden beter. Ama hep sevgili değildir ayrılık denince akla gelen. Bazen bir şehirden, evlattan , anneden , bir kediden, kuştan hatta bir elbiseden bile ayrılmak zorunda kalabiliyor insan. Şartların zorladığı ayrılıkların dışında bir de tek taraflı gidişler de var ki buna da terk edilmek deniyor. Ayrılıp gidenin geride bıraktığı neylesin?
Bahar mevsiminden göçüş
Zehra Arslan — Çar, 28/05/2008 - 16:03
Aşkın meczup hallerinde yitirilirken yüreğimizdeki sevgi dipdiriydi...
suların bulanık lahzalarında vaktin bir hayli vakit olduğu anlarda
kırık kalbin üzerinde büyüyen hüzünler nefesin ömrünü daraltıyordu...
sökük bir kazak işlemesini andırıyordu yarin bakışları
sökük yorgun ve suskun.
hayallerim dar ağacında asılı bir hengame zırhı
zamanı kanatan, ruha dokunan.
- Zehra Arslan yazıları
- yorumlamak için giriş/kayıt gerekli
- tamamı
Hüzün Masalı
Gülden Aras — Pzt, 26/05/2008 - 14:44
“Acımı elletmiyorum, acır diye elleri…”
Yalan söylemeyeceğimi bilmeliydin.Yalandan nefret ettiğimi...Kalp kırıntısının acısı nice olur bildiğimden gönül yıkmaktan uzak durduğumu bilmeliydin.
Ben ceplerime hüzünler doldururdum da dağıtmazdım lekelerini…Hataları ört bas eder gibi.Hüzünler öylece dışa vurmazdı kendini.
hayat bir rüyadan başka ne ki?...
aliceyhan — Pzt, 19/05/2008 - 13:08
NAR VE NURUN VAHDETİ
Gün batmak üzereydi. Şeref taş sokaklarda yalnız başına mevsimsiz hallerini de yanına alıp yürüyordu. Üzerindeki paltosuna eskiden kalma kırgınlıklar sinmiş halde, şaşkın gözlerle etrafı süzüyordu. Dilinde sevda şarkıları, gönlünde ateş, gözlerinde karanlık taşıyordu. Karanlıklar alıp götürdükçe uzaklara daha da içine kapanıyor, sessizliğin sesini dinlemeye çalışıyordu.



Son yorumlar
10 sa. 58 dk. önce
11 sa. 13 dk. önce
18 sa. 13 dk. önce
18 sa. 16 dk. önce
18 sa. 18 dk. önce
18 sa. 28 dk. önce
18 sa. 32 dk. önce
1 gün 1 sa. önce
1 gün 14 sa. önce
1 gün 19 sa. önce